Mira
Metrodan indiğimizde Iray’ı takip etmeye devam ettim. Nereye gittiğimize dair hiçbir fikrim yoktu ancak bana yolu gösteren bedeni güvende olduğumu söylüyordu. Bu yüzden attığım adımları sorgulamadım.
Metronun kalabalığında birine takılıp da düşmemek için yere bakıyordum ve merdivenler son bulduğunda başımı henüz kaldırabilmiştim. Fazlasıyla sessiz bir sokak, tek tük yanan ev lambası, yoğun ıssızlık… Burası kesinlikle istasyonun çıkışlarından biri değildi.
“Başın mı döndü?” Aniden durduğum için fazladan birkaç adım ilerleyen Iray arkasını dönmüş ve öyle sormuştu.
“Hayır.” Udar’la yolculuk yaptığım -göremediğim bir portaldan geçeceğimiz ya da kabaca ışınlandığımız- zamanlar bileğimi ya da kolumu hafifçe tutar. Geçiş yaptığımızı az çok belli eden bir hissiyat tarafından çevrelenirdim. Iray’da ise bunların hiçbirini hissetmemiştim. “Yalnızca… Böyle bir şey yapmadan önce haber vermeni tercih ederdim.”
Onun birçok şeyde fazla iyi olduğunu düşünmekten kendimi alamadım.
“Özür dilerim.” Yanına gelmemi beklerken göz temasını kurmaya devam etti. “Seni bu kadar rahatsız edeceğini bilemedim. Çoktan alıştığını düşünüyordum.”
Sırlar Okulunun varlığına alışmış olmam psişik güçlere de alıştığım anlamına gelmiyordu.
“Evet, çoğu şeye alıştım ama,” yürümeye devam ettik, “şaşırma payımı da eksik etmezsen sevinirim.”
“Şaşırma payı.” Sevimli bir ses tonuyla beni tekrar etti. “Ziyaretimizin sahibine de belli bir şaşırma payı bırakmalı mıyım o halde?”
Bedeni biraz daha yanaştı ve yürüdüğümüz ıssız sokaklarda elinden geldiği kadar sıcak bir ortam yaratmaya çalıştı.
“Muhtemelen.” Mırıldanarak verdiğim karşılık Iray’ın bir kere daha dönüp bana bakmasına neden oldu. “Gece yarısı olmadan eve dönebilecek miyim?” Konuyu değiştirmeye çalıştım.
Etrafa sinmiş derin sessizlik, Iray’ın kısık kıkırtılarını duymamı kolaylaştırdı. “Elbette, Külkedisi’ni gece yarısından önce evine bıraktığımdan emin olacağım.”
Iray’ın pek de güldürmeyen şakasından sonra sessizlik tekrar hâkim olmuş, bu şekilde on dakika daha yürümeye devam etmiştik. “Bunu sormak için elimden geldiğince ertelemeyi denedim ama,” üşüdüğüm için hemen yanımdaki bedenin koluna girdim, “tam olarak neredeyiz?”
“Fazla uzak değil.” Elimi tutarak koluna daha sıkı sarılmamı sağladı. “Eskişehir’deyiz.”
Gece mavisi, iki katlı bir evin önünde durduğumuzda verdiği cevaba şaşırmak için uygun bir zamanı bulamamıştım bile.
Evi benimle izlemeye devam ederken buruk gülümsemesi bir kere daha yüzüne yerleşmiş, hiçbir şey söylemeden zaman öldürmeyi tercih etmişti. Hazır olduğunda bedenin bana çevirdi ve yavaşça kolumdan çıktı. Ensesinde topladığı saçları açarak aynı noktada sıkı bir topuz yapmaya odaklandı.
“Ne yapıyorsun?” İstemsizce sorduğum soruyu,
Cevaplayabileceği en basit şekilde cevapladı. “Gördüğün gibi saçlarımı topluyorum.”
“Demek istediğim o değildi. Yani… Neden?”
“Pekâlâ…” Heyecandan sol bacağımı titretiyor, serin havada ısınmak için ellerimi birbirine sürterken Iray’ın saçlarını toplamasını bekliyordum. “Daha önce de söylediğim gibi, küçük bir pratik için buradayız. En azından sen o nedenle buradasın.”
Pratik, empati için pratik… “Duygu antrenmanı.”
Kabaca söylediğim iki kelime Iray’ın derin bir nefesi havaya salmasına neden olurken heyecanını bastırmaya çalışıyormuş gibi gözüküyordu.
“Ben kapıyı tıklayacağım. Sonra içeriden ses gelmeyecek.” Bir simülasyondaymışız gibi anlatmaya koyuldu. “Ardından kapıyı açacağım ve sen de dışarıya çıkan enerjiyi tanımaya çalışacaksın. Tanımak diyorum, evet, çünkü senin için tanıdık olması gereken bir enerji bu. İleride tekrardan karşılaşacağınız için söylüyorum, önceden aşina olursan işleri benim için kolaylaştırmış olursun.”
“Peki ya sonra?”
“Seni evine geri yollayacağım. Dairenizin tam önüne.”
Madem böyle tek atışta kapı önüne kadar seyahat edebilmemize izin vardı, neden on dakikadır buz gibi havada bizi yürütüyor-
“Haha…” Iray içimden geçirdiklerimi duyup da gülerken onu azarlamak istiyordum. Buna rağmen karşımdaki çaresiz görüntüye sesimi çıkaramadım. O kadar kırılgan gözüküyordu ki…
“Tamam, boş ver.” Bu konuyu onunla daha sonra konuşacaktım. “Ziyaretimize odaklanalım.” Bir an önce eve gitmek istiyordum.
“Elbette…” Yüzündeki o kırgın ifade tam olarak geçmese de harekete geçebilecek kadar cesarete sahip olmalı ki evin kapısına doğru adımlamaya başladı. Hemen yanına geçmek istediğimde ise eliyle önümü kapatarak, “Arkama geç,” demişti.
“Beni endişelendiriyorsun.” Evin kapısına çıkan üç merdivenin en üstünde Iray ve bir altında da ben yer alırken mırıldandım.
“Endişelenecek bir şey yok,” derken nasıl bir ses tonuna sahip olduğunun farkında mıydı? Karşımda neredeyse dağılmak üzereydi ve buna rağmen beni korumaya alıyordu. “Bana güvenebilirsin.”
Son sözlerinden sonra yumruk yaptığı elinin tersiyle kapıyı üç kez çaldı. Zili tercih etmedi ya da kapıya asılmış tokmağa dokunmadı. Yalnızca elini kullandı ve içeriden ses gelmediği zaman kapıyı bir kez daha çaldı. Sessizlik devam etti. Iray arkasındaki bana uzanarak dikkatlice elimi tuttu. Gözlerim avucunda kaybolan parmaklarıma indiğinde, kapı hafifçe aralandı.
Herhangi biri açmamış ya da kendi kendine açılmamıştı. Iray kapıya dokunmaya devam eden eliyle çelik kapıyı hafifçe ittirmiş, ardından da… Ardından da beni mahvetmişti.
Ben…
Korkunç, çok ama çok korkunç duygular tarafından çevrelendim. Yalnızca bedenim değil, tüm varlığım evden çıkan enerji ile sarsılmaya başladı. Ölüm kokan… Etrafındaki her şeyi paramparça etmek isteyen bir hüzündü bu.
Birinin ilk duygu okumasında bunları yaşaması normal miydi? Deneyimsizin teki olarak nefesimin kesilmesi, duyduğum her duygu tarafından içeriye koşmayı ve hiçbir zaman son bulmayacakmış gibi hissettiren bu duyguların sahibini dindirmeyi istemem normal miydi?
“Iray…” Kontrolsüz bir şekilde elini sıkarken adını fısıldadım. Boğulacakmış gibi hissediyordum.
Belli ki içeriye girmek için hazırlanan Iray başını bana çevirdiğinde ve kan çanağına dönmüş gözleriyle yüzleşmeme neden olduğunda gözyaşlarımı daha fazla kontrol edemedim. Ağlamamak için kendisini tutan adamın karşısında dağılmaktan kaçınamadım.
“Iray,” ona bir kere daha seslendiğimde bedenini çevirerek merdivenlerden indi ve beni de kendisiyle birlikte indirdi. “Iray ben-” ben hiç iyi değilim.
Boğazıma saplanan ağrı konuşmama engel olurken Iray tutmaya devam ettiği elimi sıktı ve diğeriyle de elinden geldiğince göz yaşlarımı sildi. “Teşekkür ederim Mira.” Boğuk sesi ellerimin uyuşmasına neden oldu. “Bundan sonrasıyla ben ilgileneceğim. İzninle seni evine yollayayım.”
Gerçekte iznimi almıyordu ve beni evime yollamak için çoktan hazırdı.
“Bunu nasıl yapacaksın?” Zorlukla konuştuğumda bana herhangi bir yanıt vermeyi düşünmüyordu. İçeridekiyle, “nasıl yüzleşeceksin?”
Yalnızca gülümsedi, yutkundu ve gözlerini kırpıştırırken burnunu çekti.
Ellerini uzaklaştırdığında ve bir adım geri gittiğinde kendimi evimin önünde buldum. 24 numaralı dairenin önünde, sırtımı yorgunlukla kapıya yaslarken soluklanmaya çalışıyordum. Ciğerlerimi biraz olsun doldurmaya ve üzerimdeki tüm bu yoğun enerjiden kurtulmaya ihtiyacım vardı.
Gerçekten mi?
Gerçekten de buna mı ihtiyacım vardı? Sanmıyorum.
Doğru düzgün nefes dahi alamazken çantamın içerisini karıştırmaya başlamış, anahtarlarımı bulabilmek için harcadığım saniyelerin sonrasında kapıyı açıp banyoya yönelmiştim. Evdekilerin dikkatini çekmek istemiyor, nasıl bir kriz geçiriyorsam dışarıdakilere belli etmeden üstesinden gelmeyi umuyordum.
Yakut.
Bacaklarım titremeye devam ederken banyonun kapısını zorlukla kilitledim ve yere çökerken kendimi yaralamamak için kapıdan destek aldım.
Yakut.
Biraz önceki o ev…
Evin içerisindeki kişi derin bir acı çekiyor, çektiği acılara açıkça daha fazla katlanamıyordu. Gözyaşlarım onun için şiddetle akmaya devam ederken önümü göremiyordum. Burnumu geçtim ağzımdan dahi nefes alamıyor, kalbimi sarmalayan birçok tehlikeli duygu nedeniyle boğulmaya devam ediyordum.
Kırmızı bir yakut.
Yere kapandım. Ölmemeyi dileyerek yere kapandım ve nefes almaya çalıştım.
Kan kırmızısı bir yakut.
Öldürücü güzellikte bir yakut.
Zihnimde dolanan boğucu düşünceler dudaklarıma ağırlık yaparken, “Erel,” tanımadığım bir adamın ismi inlemeyle birlikte dışarıya döküldü.
Gözyaşlarım onun için akmaya devam etti.
**
Kitabımla ilgili görüşlerinizi aşağıda yer alan yorum alanına bırakabilir ya da Instagram üzerinden bana kolaylıkla ulaşabilirsiniz 💛